Anasayfa Hakkımızda İletişim Biyografiler Haritalar Gazeteler Sektörler Firma Rehberi Firma Ekle
RSS içerikler RSS firmalar
Loading

BURSA TARİHİ

REKLAM

 Bursa Arkeoloji Müzesi’ndeki fosillerden bölgedeki canlı yaşamın en az 8000 yıl öncesine uzandığını öğreniyoruz. Yenişehir ilçesi yakınlarında Köprühisar Höyük ise 7000 yıl öncesi insan yaşamının sırlarını saklayan bölgenin en önemli höyüklerinden biri ve koruma altında.

         Orhangazi-İznik arasında bulunan ve Jacob Rodenberg’in kazdığı Ilıpınar Höyük’ten çıkan buluntular İznik Müzesi’nde. Bunlardan bölgenin tarih öncesi çağlar ile bilgiler elde ediyoruz. Yaklaşık 7-8000 yıl öncesine tarihlenen bu yerleşmede ev kuran, alet yapan, kapkacak üreten, koyun keçi besleyen, tahıl hasadı yapan bir topluluk yaşamış. Bazı tarihçilere göre Avrupa’ya tarımı bu kültürün öğretmiş olması büyük olasılık.

         Anadolu’nun ilk çağ tarihini yaratan Luvi, Hatti, Hittit gibi halklar doğurganlığı ve bereketi kutsadılar. Bu inanç Friglerde ana tanrıça Kybele ile devam eder.

         Altınoluk kazılarından elde edilen çok sayıdaki toprak heykelcikte bu sürekliliği ifade ediyor. Bu inancın bölgeye zamanla egemen olan Helen, Roma ve Bizans kültürlerini de etkilediği görülüyor.

         İznik’te Bursa gibi bölgede ki ilk yerleşme noktalarından biri. İsa’dan önce 316’da Antigonia, 310 yılında da Nikaia adını alan kent özellikle Roma ve Bizans dönemlerinin önemli bir yerleşimidir. Erken Hrıstiyanlık döneminde ise önemli bir dinsel merkez. Bugün İznik’i çevreleyen surların Roma döneminden önce de var olduğu biliniyor. Ancak Romalılar, İznik surlarını oldukça genişletip güçlendirdiler. Dört ana kapısı bulunan surların uzunluğu 5000 metreye yakındır. Lefke ve İstanbul kapılarını Hadrianus, Yenişehir ve Göl kapılarını ise II. Claudius yaptırmıştır. İsa’dan sonra 112 yılında Bitinya Valisi Plinius tarafından yaptırılan ve bölgede ender görülen Roma Tiyatrosu ise 15.000 kişilik olarak inşa edilmiştir. Türklerin sonradan Orhan camiine çevirdikleri Ayasofya Kilisesinde Hrıstiyan dünyasının 2 önemli konsülü toplanmış,bunlardan 2. İznik Konsülü olarak anılan ve Bizans İmparatoriçesi İrene’nin desteğiyle İsa’dan sonra 787’de toplanan konsül dini resim yasağını kaldırmasıyla ünlüdür.

         İznik’e 5 km uzaklıktaki Elbeyli tümülüsü ve mezar odası arkeolojik sit olarak bugün koruma altındadır. Mezar odasını süsleyen resimleri ise bizi İsa’dan sonra 4.yüzyıla tarihlenen yaratıcılıklarla tanıştırıyor.

         Çini sanatı da bizi İznik’in Türk döneminin başlarına taşır. 14. Yüzyılda en seçkin ürünlerini veren ve 17. Yüzyıl ortalarından itibaren genişleyen İznik çini sanatı,İznik Eğitim-Öğretim Vakfının çabalarıyla bugün tekrar canlanıyor. Kültür Bakanlığının eski İznik çini fırınlarında gerçekleştirdiği kazı çalışmaları ise bu sanata ışık tutuyor. Çıkartılan eserler Müzelerde sergileniyor. İznik, Selçukluların eline 1075’te geçer. Haçlı Seferlerinin ardından el değiştirir ve 1331 yılında ise Sultan Orhan tarafından yeniden fethedilir. Osmanlılar kısa bir süre başkent yaptıkları İznik’i pek çok eserle donatırlar. Osmanlı cami mimarisinin ilk anıtsal örneği Yeşil Cami 1378 yılında Çandarlı Halil Paşa tarafından yaptırılmıştır. Nilüfer Hatun İmareti ise 1388 yılında 1. Murat tarafından annesi adına yaptırılır. Bu gün çeşitli tarih dönemlerine ait eserlerin sergilendiği Müze binası olarak kullanılıyor. Binlerce yıldır bu zenginliklere ortak olan İznik Gölü de doğal sit olarak 1969’dan bu yana koruma altında.

         Keramet Köyü yakınlarında yer alan Ilıca mevkiinde sıcak su kaynağı ve çevresi ise hem doğa niteliklerini hem de arkeolojik veriler açısından koruma altına alınan bir başka köşemiz.

         Canlı yaşamı için önemi nedeni ile uluabat Gölü’de koruma altında. Uluabat Gölü çevresinde de pek çok kültür iziyle karşılaşıyoruz. Roma yolu bunlardan biridir.

         Mudanya’dayız kentin Bursa girişinde apartman saldırılarından kurtarılabilmiş bir alanda Papaneia kentinin kalıntıları var. Muhtemelen yerli Anadolu halklarının kurduğu Myrlea kentinin yanına İsa’dan önce binlerde İyonlar tarafından kurulmuş koloni bir kent burası.

         Umurbey kasabasını süsleyen çam koruluğunun adı Aytepe. Korumu altındaki Aytepe’den Gemlik’e uzanıyoruz. 12 yüzyıl önce kurulan ve sahil Bursa’sı olarak anılan antik Chios kentini bulmaya. Gemlik içinde Chios kentinden sadece birkaç metrelik sur duvarları kalabilmiş, üzerinde yeni kültür ürünlerimiz yükseliyor. Günümüz gemlik’i ise körfezden utanır gibi sahilini apartmanlarla donatmış, yalı karakterli Gemlik evlerinden bugün çok az tanık var. İlçe merkezinde koruma altında sadece 70 kadar ev kalabilmiş.

         Bursa’nın Korunalp bölgesinde ilk yerleşmenin Chieros adını taşıdığı biliniyor. Chieros adı  Anadolu’nun yerli halklarından Luvi dili kökenli Bitinyalılar, yörenin ilk sakinleri değil,eski yerleşmeleri geliştirerek yeni adlar vermişler.

         Prusias Olympum yanı Uludağ Bursa’sı giderek İsa’dan önce 3. Yüzyılda Prusia olur.

         Günümüzdeki Hisar içindeki surlarsa karma bir karakter gösteriyor. Bursa, bir süre frig, Lidya, Pers egemenliğinde kalır. Bitinyalıların ardından da Roma ve Bizans egemenliğine geçer. 1326’da Bursa’yı fethederek başkent yapan Orhan Bey ile babası Osman Bey’in türbeleri de Hisar içinde eski Elias Manastırının yerindedir.

         Ertuğrul Bey’in türbesi ise Söğüt’tedir. Tarihçi Tarkan’a göre Osmanlı Devleti çobanlarla değil kalifiye kadrolarla kurulmuştur. Kuruluşta halkı sosyal nizamlar için örgütleyen Ahi tahrikâtı ile kökeni Anadolu kültürüne dayanan Bektaşi ocaklarından yetişen dervişlerin önemi büyüktür.  

         Bu kadrolar öncülerinden ve Osman Bey’in devlet adamı olarak yetişmesini sağlayan Edeb Alı Türbesi ise Bilecik’te. Gün anlatımına göre Osman Bey bir gün bir rüya görür. Rüyasında Edeb Alı’nın kuşağından çıkan bir ay onun koynuna girer ve oradan gölgesi bütün cihanı kaplayan bir ağaç haline dönüşür. Yeni gelenler Anadolu inançlarına,hak ve adalet anlayışlarına katılırlar. Kentlerde kısmen Mevlevilik,kırsal yerleşmelerde ise Bektaşilik,Anadolu halkına toplumsal ölçekte bir kültür ortamı yaratır. Anadolu uygarlıklarından gelişerek gelen sazı,sözü ve niyazı günümüze kadar eksiltmez. Bu yüzden kökeni Hittit’lere kadar giden tahta kılıcı ve geyikleriyle,Bursa fethine katılan Geyikli Baba’yı unutmaz. Sultan Orhan’ın ödüllendirme isteğine “mal ehline yaraşır sultanım” diye geri çeviren ve Uludağ ormanlarını korumayı görev edinen Geyikli Baba’yı unutmaz. Geyikli baba’nın Balım Sultan Köyündeki türbesinden İnkaya Çınarı’na uzanan yolda Osmanlı’nın suya ve yeşile olan saygısını görürüz.

         Anadolu’daki 3 Olimpus’tan biri olan Uludağ’ın eski adı Keşiş Dağıdır. Bugün önemli bir Milli Park olan Uludağ’ın kente yaslanan yamaçları da koruma kararı ile güvence altına alınmış.

         Osmanlı Bursa’sında yöneticiler kentin değişik noktalarının mimarına öncülük ederler. Şenlendirme veya taçlandırma olarak anılan bu kentsel gelişme, cami, medrese, hamam gibi yapılardan oluşan külliyelerle gerçekleşir. Bu külliyeler içinde Yıldırım Külliye’sinde yer alan İmarhane Osmanlı’nın ilk Darüşşifasıdır. 1399 yılında moloz, taş ve tuğla ile inşa edilen Yıldırım Darüşşifası dikdörtgen planlıdır. İki yanda hasta odaları, girişte hekimlere ayrılan bölümler yer alır. Yıldırım 1400 yılında Ulucami’yi inşa ettirerek Bursa’nın ticaret merkezini belirler. Bursa artık sadece bir yönetim merkezi değil aynı zamanda ticaret merkezidir. Ulucami etrafından her yöneticinin ardı ardına yaptırdığı hanlar yer alır. İç avlulu ve 2 katlı revakların, üstü tonozla örtülü hanların yapı malzemesi taş ve tuğladan oluşur. Emir Han, Koza Han, Kapan Han, Tuz Hanı ve Pirinç Han bu yapıların başta gelenleridir. Bugünde aynı canlılıkla kullanılan han, çarşı, bedesten gibi yapılar kısa sürede Bursa’yı tarihi ipek yolu ticaretinin önemli bir kenti yapar. Bursa, yakın zamanlara kadar önemli bir ipek kenti ola gelmiştir. Bu geleneksel alt yapı kentin bugün önemli bir tekstil sanayiine sahip olmasına yardımcı olur.

Benzer Başlıklar

sponsorlar:Granit Küp Taş | Şerit Led | izmir kına